Yargıtay Kararları

Ölümle İlgili Mahallinde Araştırma Yapılması Gerekir – Topo Hukuk Bürosu Yargıtay Kararları

Ceza Genel Kurulu 2017/195 E. , 2019/685 K.

“İçtihat Metni”

Kararı veren
Yargıtay Dairesi: 3. Ceza Dairesi
Mahkemesi:Asliye Ceza
Sayısı: 707-607

Kasten yaralama suçundan sanık …’ın TCK’nın 86/2, 86/3-a-e, 62/1 ve 52/2-4. maddeleri uyarınca 3.740 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve taksitlendirmeye ilişkin Görele (Kapatılan) Sulh Ceza
Mahkemesince verilen 07.11.2013 tarihli ve 107-531 sayılı hükmün sanık tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 3. Ceza Dairesince 22.09.2014 tarih ve 14183-30544 sayı ile; “…Sanığın uzun yıllardır psikolojik rahatsızlığı nedeniyle ilaç kullandığı ve tedavi gördüğüne dair sanık ve müşteki anlatımları karşısında, sanığın olay tarihinde işlediği suçu etkileyecek düzeyde akıl hastası olup olmadığının, hastalığının işlediği fiillerin hukuki anlam ve sonuçlarını algılama veya bu fiillerle ilgili
olarak davranışlarını yönlendirme yeteneğinin bulunup bulunmadığını saptamak için CMK’nın 74. maddesi gereğince usuli işlemler yerine getirilerek rapor aldırılmasından sonra sanığın hukuki durumunun değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması” isabetsizliğinden bozulmasına karar verilmiştir. 6545 sayılı Kanun’un 84. maddesiyle 5320 sayılı Kanun’a eklenen geçici 6. maddenin 1. fıkrası uyarınca
sulh ceza mahkemelerinin kaldırılması nedeniyle bozmadan sonra yargılama yapan Görele Asliye Ceza Mahkemesi ise 25.11.2014 tarih ve 707-607 sayı ile bozmaya direnerek önceki hüküm gibi sanığın mahkûmiyetine karar vermiştir. Direnme kararına konu bu hükmün de sanık tarafından temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 05.05.2015 tarihli ve 43130 sayılı “bozma” istekli tebliğnamesiyle Yargıtay Birinci Başkanlığına gelen dosya, Ceza Genel Kurulunca 07.12.2016 tarih ve 452-687 sayı ile 6763 sayılı Kanun’un 38. maddesi ile 5320 sayılı Kanun’a eklenen geçici 10. madde uyarınca kararına direnilen Daireye gönderilmiş, aynı madde uyarınca inceleme yapan Yargıtay 3. Ceza Dairesince 27.02.2017 tarih ve 560-1913 sayı ile, direnme kararının yerinde görülmemesi üzerine Yargıtay Birinci Başkanlığına iade edilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır.

TÜRK MİLLETİ ADINA
CEZA GENEL KURULU KARARI

Sanık … hakkında mağdur …’a yönelik kasten yaralama suçundan verilen kesin nitelikteki adli para cezası, bu hükme ilişkin temyiz istemi Özel Dairece reddedilmek suretiyle kesinleşmiş olup direnmenin kapsamına göre inceleme sanık … hakkında mağdur …’a yönelik kasten yaralama suçundan verilen mahkûmiyet hükmü ile sınırlı olarak yapılmıştır. Özel Daire ile Yerel Mahkeme arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; sanık hakkında CMK’nın 74. maddesi uyarınca gözlem altına alınma kararı verilerek rapor aldırılması gerekip gerekmediğinin belirlenmesine ilişkin ise de Yargıtay İç Yönetmeliği’nin 27. maddesi uyarınca öncelikle Ulusal Yargı Ağı Projesi (UYAP) Sisteminden alınan güncel nüfus kaydında, sanığın direnme kararından sonra temyiz aşamasında öldüğü bilgisine yer verilmesi karşısında, bu hususun mahallinde araştırılmasının gerekli olup olmadığının belirlenmesi gerekmektedir.
İncelenen dosya kapsamından;
Ulusal Yargı Ağı Projesi (UYAP) bilişim sistemi kullanılarak çıkartılan güncel nüfus kayıt örneğinde, sanık …’ın direnme kararından sonra 24.05.2019 tarihinde öldüğü bilgisinin yer aldığı anlaşılmaktadır. 5237 sayılı TCK’nın 64. maddesinde; sanığın ölümü durumunda kamu davasının düşürüleceği, sadece niteliği itibarıyla müsadereye tabi olan eşya ve maddi menfaatler hakkında yargılamaya devam olunacağı, hükümlünün ölümü hâlinde ise cezanın ortadan kaldırılmasına karar verilmekle birlikte
müsadere ve yargılama giderine ilişkin hükmün infaz edileceği belirtilmek suretiyle hükümlü ile sanığın ölümüne farklı sonuçlar yüklenmiştir.
Buna göre; kamu davası açılmadan önce şüphelinin ölmesi durumunda kovuşturma imkânının bulunmaması nedeniyle “kovuşturmaya yer olmadığına”, kamu davası açıldıktan sonra sanığın ölmesi
hâlinde ise yerel mahkemece “davanın düşmesine” karar verilecektir. Ölümün ceza ilişkisini sadece ölen kişi bakımından sona erdirmesi nedeniyle iştirak hâlinde işlenen suçlarda diğer sanıklar hakkında
davaya devam edilecek, sanığın ölümü, niteliği itibarıyla müsadereye tabi olan eşya ve maddi menfaatler hakkında davaya devam olunarak müsadere kararı verilmesine engel olmayacaktır. Sanığın ölümü ceza ve infaz ilişkisini düşürürken, hakkındaki mahkûmiyet hükmü kesinleşmiş olan hükümlünün ölümü sadece hapis ve henüz infaz edilmemiş adli para cezalarının infaz ilişkisini ortadan kaldıracaktır. Buna bağlı olarak, ölümden önce tahsil edilmiş olan para cezaları mirasçılara iade edilmeyecek, buna karşın tahsil edilmemiş bulunan para cezaları mirasçılardan istenmeyecek, bunun yanında müsadereye
ve yargılama giderine ilişkin hükümler ölümden önce kesinleşmiş olmak kaydıyla infaz olunacaktır. Görüldüğü gibi, suç teşkil eden bir fiilin işlenmesiyle fail ile devlet arasında doğan ceza ilişkisi, bu fiili
işleyen sanığın ya da hükümlünün ölümüyle cezaların şahsiliği ilkesi nedeniyle başkası sorumlu tutulamayacağından düşmektedir. Ölüm, bir vakıa olan suçu ortadan kaldırmayacak, suçtan sorumlu
tutulacak kişi olmadığından, devletin suçla birlikte ortaya çıkan cezalandırma sorumluluk ve yetkisini
sona erdirecektir. Temyiz aşamasında sanığın öldüğüne ilişkin bir iddianın ortaya çıkması ya da UYAP (Ulusal Yargı Ağı Projesi) bilişim sistemi vasıtasıyla alınan güncel nüfus kaydında öldüğü bilgisinin yer alması gibi hâllerde, ölümün kamu davasının düşmesini gerektiren bir neden olduğu göz önüne alınarak, ölüm nedeniyle düşme kararının temyiz mercisince dosya üzerinde yapılan inceleme sırasında verilmesi
yerine, ölüm bilgisi nedeniyle diğer yönleri incelenmeyen hükmün bozulması ve yerel mahkemece mahallinde yapılan araştırma sonucunda sanığın öldüğünün kesin olarak saptanmasından sonra düşme
kararı verilmesi daha isabetli olacaktır. Bu açıklamalar ışığında ön sorun değerlendirildiğinde; Ulusal Yargı Ağı Projesi (UYAP) bilişim sistemi kullanılarak alınan güncel nüfus kayıt örneğinde, sanık …’ın direnme kararından sonra 24.05.2019 tarihinde öldüğü bilgisi yer aldığından, ölümle ilgili mahallinde araştırma yapılarak karar verilmesinde zorunluluk bulunmaktadır. Bu itibarla, sanık hakkındaki direnme kararına konu hükmün, gerekli araştırmanın mahallinde yapılıp ölümün Yerel Mahkemece tespiti ile sonucuna göre 5237 sayılı TCK’nın 64 ve 5271 sayılı CMK’nın 223. maddeleri uyarınca gereken hükmün verilmesinin temini için sair yönleri incelenmeksizin bozulmasına karar verilmelidir.

SONUÇ:
Açıklanan nedenlerle;
1-  Görele Asliye Ceza Mahkemesinin 25.11.2014 tarihli ve 707-607 sayılı direnme kararına konu hükmünün, güncel nüfus kayıt örneğinde sanığın, direnme kararından sonra 24.05.2019 tarihinde öldüğü bilgisinin yer alması karşısında, bu konuda gerekli araştırmanın mahallinde yapılarak sonucuna
göre 5237 sayılı TCK’nın 64 ve 5271 sayılı CMK’nın 223. maddeleri uyarınca gereken hükmün verilmesinin temini için diğer yönleri incelenmeksizin BOZULMASINA,
2- Dosyanın, mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİ EDİLMESİNE,
03.12.2019 tarihinde yapılan müzakerede oy birliğiyle karar verildi.

Etiketler

Topo Hukuk Bürosu Güncel Mevzuat Blogu

Topo Hukuk Bürosu, bünyesinde bulundurduğu boşanma avukatı, bilişim avukatı, ceza avukatı, gayrimenkul avukatı, fikri ve sınai haklar avukatı, şirket avukatı ve yabancılar hukuku avukatı kadrosuyla yerli ve yabancı müvekkillerine uzun yıllardır nitelikli avukatlık hizmeti sağlamaya devam etmektedir.

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı
Kapalı